13.11.2017 / 10:22

Ahmed KAYMAK

Mihrimah Sultan

Şimdi yukarıdaki başlığa Piramitlerden başlayıp konuyu dağıtmadan nasıl ulaşacağız? Hele bir başlayalım Keops , Kefren , Mikerinos ki; bunlar da en tanınmış ve büyük firavun mezarlarıdır.

 Hepimiz az çok şu piramitler hakkında bazı bilgilere sahibiz. Efendim şu ünlü mısır pilleri içeride çürümeyen veya geç çürüyen gıda artıkları akıl almaz dehliz ve labirent şeklindeki iç odaları. Kullanılan tonlarca ağırlığındaki taşlar falan filan.

Tüm bunlar önemli ama benim dikkatimi çeken en önemli detay, firavunun mezarına bir delikten yılda iki kez ışık girer. İlki doğum gününde ikincisi de ölüm yıldönümünde.
Bize gelecek olursak, Osmanlının en heybetli dönemi ve Osmanlı tahtında Kanuni Sultan Süleyman oturmakta .

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister.
Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.
Koca Sinan üzgün ama Bu aşkını sanatına yansıtmak ister. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle , 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir.

Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a.

Cami küçücüktür.

Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz altmış bir pencere, camiin iç güzelliğini aydınlatır.

İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.

İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin.

Unutmadan, 21 Mart Mihrümah Sultan’ın doğum günüdür.

Göreceğiniz manzaraysa şudur;

Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!

Mihri Mah eşittir Güneş ve Ay.

Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır?

Nasıl bir güzellik anlayışıdır?

Nasıl bir sanattır?

İşte aşkın ve sanat ın gücü…

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> MAHALLE YANARKEN O SAÇINI TARARMIŞ - 18.10.2017
>> RESSAM CARAVAGGİO - 19.09.2017
>>  Hukukun Üstünlüğü - 21.08.2017
>> Sağlık olsun - 01.08.2017
>> Ümmet-İ Zimmet - 10.07.2017
A24 Yazarları
Abdullah AYAN Ahmed KAYMAK Doç. Dr. B. Nazan WALPOTH Av. Hasan DOĞAN
Seçimlere doğru umumi manzara...
Tüm Yazarlar