A24.com.tr » gündem » Oğluna şifa bulmak için başladığı manda yetiştiriciliğinde girişimci oldu

Oğluna şifa bulmak için başladığı manda yetiştiriciliğinde girişimci oldu

Oğluna şifa bulmak için başladığı manda yetiştiriciliğinde girişimci oldu

- 9 yıl önce bronşit hastası olan oğlunun bağışıklığının güçlenmesi için manda sütü elde etmek amacıyla yetiştiriciliğe başlayan Aysun Subaşı, yıllar içinde büyüttüğü çiftliğinde ürettiği ürünlerle güzel bir girişimcilik örneği sergilerken, köydeki kadınlara da istihdam sağlıyor - İşletme eğitimi almasına rağmen köy hayatını seçtikten sonra mandalarına bakabilmek için veteriner teknikerliği eğitimi de alan Subaşı, mandalarının doğumlarını, tedavilerini de bizzat kendisi yapıyor - Girişimci Aysun Subaşı: - "Eskiden yaptığım iş masa başındaydı, rahattı, gölgedeydi ama ben mutlu değildim. Çünkü biz köyde büyümeye alıştık. Köyün kokusunu alarak yaşamak başka" - "Bir manda ile başladık, şimdi 70 baş sürümüz var. Oğlumuz da 9 yıldır hiç ilaç kullanmadan yaşıyor ve endüstriyel hiçbir gıda tüketmiyor. Her şeyden önce bunun mutluluğunu yaşıyorum"

İSTANBUL (AA) - MERVE YILDIRIM - Manda sütünün,oğlunun bronşit hastalığına iyi geleceği tavsiyesi üzerine 9 yılönce bir manda ile yetiştiriciliğe başlayan Aysun Subaşı,Silivri’nin Büyükkılıçlı köyünde kurduğu manda çiftliğinde ürettiğiyöresel ürünlerle tüm kadınlara ilham veren bir girişimcilikörneği sergiliyor.

Silivrili çiftçi bir ailenin kızı olan 39 yaşındaki Aysun Subaşı,evlendikten sonra kazandığı işletme bölümünden mezunolduktan sonra 6 yıl muhasebecilik yaptı. Bu dönemde dünyayagelen oğlunun bronşit hastalığı nedeniyle profesyonel işhayatını yarıda bırakarak köyüne yerleşen Subaşı, köyde tarımve hayvancılıkla uğraşmaya karar verdikten sonra Laborant veVeteriner Sağlık Bölümünü de okuyarak veteriner teknikeri oldu.

İstanbul Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliğinin açtığı SütOkulu’nda sütün içeriği ve faydaları hakkında eğitim alanSubaşı, bir doktorun oğlunun rahatsızlığına manda sütünün iyigeleceğini tavsiye etmesi üzerine köyüne 60 yıl sonra ilkmandayı getirdi.

Manda sütü içen oğlunun yıllar içinde sağlığına kavuştuğunu gözlemleyen Subaşı, bir taraftan da yetiştirdiği manda sayısını da artırarak manda sütünden yöresel ürünler üretmeye başladı.

Zamanla çiftliğini büyüten Subaşı, bugün köyünde manda sütü,yoğurdu, kaymağı, peyniri, sucuğu ve etinin yanı sırageleneksel yöntemlerle mozzarella peyniri ayrıca erişte,tarhana, köy yumurtası, köy tavuğu, marmelat, biber, domatesgibi ürünler üretiyor.

Subaşı, veteriner teknikeri olduğu için her birine farklıisimler koyduğu, adeta evlatları gibi gördüğü mandalarının hertürlü sağlık sorunuyla da bizzat kendisi ilgileniyor.

Son 11 yılını köy hayatına adayarak yörede mandacılık vemanda ürünleri konusunda bilinirliğin artmasını sağlayan Subaşı, yöresel ürünüretmek isteyen kadınlara da ilham kaynağı oluyor.

- Bir manda ile başladı, şimdi 70 baş sürüsü var

Ürünleri “Aysun Ablanın Çiftliği” adıyla bir markaya dönüşenAysun Subaşı, girişimcilik hikayesini, AA muhabirine şöyleanlattı:

“Eskiden yaptığım iş masa başındaydı, rahattı, gölgedeydi amaben mutlu değildim. Çünkü biz köyde büyümeye alıştık. Köyünkokusunu alarak yaşamak başka. Kapalı apartmanda yaşamakbana göre değildi. Şanslı hissediyorum kendimi yani iyi kiyerleşmişim diyorum köye. Daha önceki iş hayatımda bedenenyorulmuyordum belki ama ruhen yoruluyorsun. Yani o kalabalık,stres burada yok.Manda yetiştirmeye oğlumun hastalığı vesile oldu hani herşerde bir hayır vardır derler ya manda sütünün ciğer hastalığınaiyi geldiğini söyledi tanıdığımız bir doktor. Biz de manda sütüalmaya uzak bir köye gidiyorduk. Eşime, ‘İnek bakıyoruz mandada bakarız’ dedim. İlk başlarda bayağı bir zorlandık çünkü mandainsan seçiyor, sevmediği hareketlerden kaçınmamız gerekiyor.Biz de duygusal bir hayvan olduğu için ona göre yaşamayıöğrendik. Manda sağımını herkes elle yapıyordu biz makinayaalıştırdık. Bir manda ile başladık, şimdi 70 baş sürümüz var. Oğlumuzda 9 yıldır hiç ilaç kullanmadan yaşıyor ve endüstriyel hiçbirgıda tüketmiyor. Her şeyden önce bunun mutluluğunuyaşıyorum.”

Manda yetiştiriciliğine ilk önce köy içinde babadan kalmaahırlarda başladıklarını, ardından sayıları artınca meraya yakınormanlık alanda ücra bir köşeye çekildiklerini belirten Subaşı,“Hayvanın refahı olsun bizim olmasa da olur dedik. Sonuçtasaygı duyulması gerekiyor. Onlar bizim için üretiyor. Biz deburaya yerleştik ama hiç kolay olmadı. Hayvanlarımıza yerbulmak için çadırda bile kaldık eşimle. Burası bomboş biraraziydi, elektrik yok, yol yok, su yok, güneş enerjisi yoktuhepsini yaptırdık. Şimdi kendi enerjimizi kendimiz üretiyoruz,çok şükür temiz suyumuz var yolumuzu da belediye başkanımızyardımcı oldu yaptık. Gelip gidiyoruz durmadan büyüyen bir aileolduk burada, sürümüz genişliyor mutluyuz.” diye konuştu.

Birliğin açtığı Türkiye’nin ilk süt okulunda sütün nasıl işleneceğiniöğrendiğini anlatan Subaşı, “Manda sütü çok hassas bir süt. Okadar güzel mamuller çıkıyor ki insanlar bunu bilmiyor. Bunuduyurmaya çalıştık. Geçmişte babaanne usulü yapılan tariflerle,yöntemlerle sütü işlemeyi öğrendim ve hepsinin belgesini aldım.Endüstriyel değil de ev tipi üretim ve marjinal faaliyet belgesialdım. Şu an sütümüzden kaymak, manda yoğurdu, mandapeyniri, mozzarella ve burrata peynirleri, toz peynir üretimiyapıyorum.” dedi.

Manda sütünün çok sağlıklı olduğunu, ciğer hastalıklarına iyigeldiğini aktaran Subaşı, “Manda sütünde A ve C vitaminlerivar. Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor yani Allah’ın bizebahşettiği şifa kaynağı aslında mandalar.” şeklinde konuştu.

Toplumun hem bilinçli hem de doğallığı bozmadan yapılanürünlere ihtiyacı olduğunu dile getiren Subaşı, sözlerine şöyledevam etti:

“Manda sütünden değişik denemelerimiz var. Ayrıca inek, keçive koyun da bakıyorum. Yumurta ve köy tavuğu üretiyoruz.Hayvanlarımızın yemini de ben üretiyorum. Günümüzde dahaçok verim almak için ziraat ilacı kullanılıyor biz de onlardan uzak kalalım diye buradayız. Doğalı yakalamamız için biraz zahmet çekmemizgerekiyor.”

Ürünlerini hazırlarken köydeki kadınlara da istihdam yarattığınadeğinen Subaşı, “Paraya ihtiyacı olan kadınlarımız var, onlarabir ön ayak olmak istiyorum.” dedi.

Subaşı, en çok talebin manda kaymağı, yoğurduğu, peyniri vesütüne olduğunu söyledi.. En büyük yardımcılarının eşi ile oğlu olduğunu belirten Subaşı,“Oğlum üniversitede okuyor. Yaz dönemlerinde bana yardımcıoluyor. Eşim de hayallerimi gerçekleştirmem için kendimesleğini bıraktı, bana yardım ediyor.” diye konuştu.

Eşinin ve devletin desteği sayesinde bir kadın girişimci olarakzorlanmadığını ifade eden Subaşı, “Kadın girişimcilere birçokdestek sağlanıyor. Ancak biz İstanbul’da çiftçilik yaptığımız içinbu destekten yararlanamıyoruz.” dedi.

Hayvancılığın gelişmesini, gençlerin de bu işlere destekvermesini istediğini dile getiren Subaşı, “İthalat değil deihracat yapalım istiyorum. Benim hedefim de o. Meselageleneksel yöntemlerle mozzarella İtalya'da üretiliyor amamanda bizde daha çok var. Neden biz üretmeyelimmozzarellayı?” dedi.

- “Köylerde insanların bağışıklık sistemi daha güçlü”

Pandemi başladığında herkesin evine kapandığını, üretmekzorunda oldukları için doğanın içinde yaşamaya devamettiklerini belirten Subaşı, “Mesela bayramda sokağa çıkmayasağı vardı biz bostan kazdık. Her gün hayvanlarımıza gidipgeldik. Hani biz, salgın oldu mu olmadı mı anlamadık. Yediğimizdoğal, içtiğimiz doğal. Bağışıklık sistemimiz de güçlü oluyor.Şehirlerde hastaneler dolu. Köylerde hiçbir hastalık çıkmıyorçünkü köylerde insanların bağışıklık sistemi daha güçlü, havatemiz, yediğin ürünler temiz. Tabii ki doğada yaşamak zor. Köyyerinde erken kalkmak zorundasın, gıdanı kendin üretmekzorundasın, hayvan bakıyorsun ama çocuklarımızın vegeleceğimizin sağlığı için bir şeyler yapmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

YORUMLAR
  Nobel ödüllü kadınlar
Nobel ödüllü kadınlar