A24.com.tr » yaşam » Kene Kaynaklı Hastalıklara ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne İlişkin Basın Açıklaması

Kene Kaynaklı Hastalıklara ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne İlişkin Basın Açıklaması

Kene Kaynaklı Hastalıklara ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne İlişkin Basın Açıklaması

Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nden yapılan (TVHB) yazılı basın açıklaması:

2002 yılından bu yana özellikle bahar ve yaz aylarında artış gösteren kene vakaları, ülkemizde halk sağlığını tehdit eden önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir. 2026 yılına girilirken, önceki yıllarda ortaya konan veriler ve sahadan edinilen gözlemler, kene ısırıklarının ve buna bağlı gelişen hastalıkların ciddiyetini koruduğunu ve bazı bölgelerde artış eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, kene kaynaklı hastalıklara karşı toplumsal farkındalığın artırılmasını ve bilimsel temelli mücadele yöntemlerinin kararlılıkla uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere kene kaynaklı zoonotik hastalıklar; yalnızca insan sağlığını değil, hayvan sağlığını, tarımsal üretimi ve ekolojik dengeyi de tehdit eden çok yönlü bir risk alanı oluşturmaktadır. Türkiye’de ilk kez 2002 yılında tanımlanan KKKA, başta Orta ve Doğu Karadeniz ile İç Anadolu’nun bazı illerinde endemik özellik göstermiş; ancak kene türlerinin ülkemizin yedi coğrafi bölgesinde yayılım göstermesi, riskin belirli bölgelerle sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Kamuoyunda doğru bilinen bazı yanlışların düzeltilmesi büyük önem taşımaktadır. Kenelerin ağaçlardan atladığı ya da uçtuğu yönündeki inanış doğru değildir. Keneler; ot, çalı ve çimenlik alanlarda bekleyerek konakçılarına tutunan canlılardır. Bu nedenle risk yalnızca ormanlık alanlarla sınırlı olmayıp, piknik alanları, meralar ve hatta bakımsız bahçelerde de söz konusudur. Aynı şekilde, kene görülen alanların yoğun kimyasal ilaçlarla rastgele ilaçlanmasının çözüm olduğu düşüncesi de yanlıştır. Bu tür uygulamalar çevreye ve diğer canlılara zarar verebilmekte, ekolojik dengeyi bozabilmektedir.

Ülkemizde 46 farklı kene türü mevcut olup, bunlardan yalnızca 1 türü (hylammo marginatum) KKKA etkenini taşımaktadır. Kene ile mücadelede esas olan, bilimsel ve sürdürülebilir yöntemlerin uygulanmasıdır. Doğadaki kene popülasyonunun tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu nedenle mücadele; evcil hayvanların düzenli olarak veteriner hekim kontrolünde uygun akarisitlerle korunması, meraların ve çevrenin mekanik yöntemler dediğimiz meraların sürülmesi, tarlaların biçilmesi, otların kurutulması gibi düzenlemelerle ve riskli alanlarda bilinçli davranılması ile yürütülmelidir. Ayrıca küçük ölçekli hayvancılık işletmelerine yönelik desteklerin artırılması ve ulusal düzeyde sürdürülebilir mücadele politikalarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kenelerin insanları; ısı, titreşim ve nefeslerinden hissedip 15-20 dakika boyunca takip ettiği bilinmektedir. Bireysel korunma önlemleri de, kene kaynaklı hastalıkların önlenmesinde hayati rol oynamaktadır. Açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması, kene kovucu ürünlerin kullanılması ve doğa dönüşlerinde vücudun dikkatli şekilde kontrol edilmesi basit ancak etkili önlemler arasındadır. Kamuoyunda yaygın olarak bilinenin aksine, kene vücuda tutunduğu ilk 12 saatte hastalık etkenini bulaştırmaz; genellikle ilk 12 saat yalnızca kan emer, bulaşma riski çoğunlukla bu süre geçtikten sonra artar. Bu nedenle kenenin mümkün olan en kısa sürede fark edilerek uygun şekilde çıkarılması büyük önem taşır.

Vücuda tutunan kene, ezilmeden, patlatılmadan ve çıplak elle temas edilmeden; eldiven, bez ya da uygun bir aparat yardımıyla dikkatlice çıkarılabilir. Kene üzerine sigara basmak, kolonya ya da kimyasal madde dökmek gibi yanlış müdahalelerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra tür tespiti için en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı; ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybedilmeden tıbbi destek alınmalıdır.

Kene kaynaklı hastalıklarla mücadele yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı kalmamalı; kamu otoriteleri tarafından yürütülen bilgilendirme çalışmaları ile desteklenmelidir. Sağlık ve Tarım otoritelerinin eşgüdüm içinde hareket etmesi, sahadaki uygulamaların etkinliğini artıracaktır. Bu süreçte veteriner hekimlerin bilgi ve deneyimi, zoonotik hastalıkların kontrolünde kritik öneme sahiptir.

Veteriner hekimler; hayvan sağlığının korunması, zoonotik hastalıkların önlenmesi ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanmasında kamu sağlığının temel unsurlarından biridir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yaklaşım olan “Tek Sağlık” yaklaşımı doğrultusunda, bilimsel esaslara dayalı mücadeleyi ve toplumun doğru bilgilendirilmesini önceleyen çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Ali EROĞLU

TVHB Merkez Konseyi Başkanı

YORUMLAR
  Ünlü isimler ve hayatlarının vazgeçilmez evcil dostları
Ünlü isimler ve hayatlarının vazgeçilmez evcil dostları