Yeni yıl için zihinsel ve duygusal arınma rehberi
Saat: 18:01
Yeni bir yıla girerken birçok insan, geride kalan yılın duygusal yükünü hâlâ üzerinde taşıyor.
Kapanmamış defterler, zihinde tekrar eden düşünceler ve bedende hissedilen yorgunluk; takvim değişse de enerjinin aynı yerde kalmasına neden olabiliyor. Holistik Yaşam Danışmanı Merve Tüfekçi Emre vizyonlama ve arınma yaklaşımına değinerek, yeni bir başlangıcın ancak geçmişin bilinçli şekilde tamamlanmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
“2025, kapanış ve dönüşüm yılıydı”
2025’in numerolojik olarak bir tamamlanma, bırakma ve içsel yüzleşme yılı olduğuna dikkat çeken Merve Tüfekçi Emre, bu dönemin birçok kişi için zorlayıcı ama dönüştürücü geçtiğini ifade etti. Bu yılın temel kazanımının; kişinin sınırlarını fark etmesi, artık kendisine hizmet etmeyen ilişki, düşünce ve alışkanlıkları net biçimde ayırt edebilmesi olduğunu belirten Emre, “2025 bize neyi taşıyıp neyi geride bırakmamız gerektiğini öğretti. Bu farkındalık 2026’ya geçişte kritik rol oynuyor.” Dedi.
Beyaz kâğıt, kalem ve niyet çalışması
Holistik şifa yaklaşımında farkındalığın somutlaştırılması gerektiğini vurgulayan Emre, bireylere basit ama etkili bir çalışma önererek sözlerine şöyle devam etti:
“Sessiz bir ortamda beyaz bir kâğıda; “Bana yarayanlar, bana yaramayanlar, bıraktıklarım ve zaferlerim” başlıkları altında notlar almak, zihinsel dağınıklığı azaltıyor ve kişinin kendi hayatına dışarıdan bakabilmesini sağlıyor. Bu çalışma, bilinçaltında tekrarlayan döngülerin fark edilmesine ve yeni yıla daha net niyetlerle girilmesine yardımcı oluyor.”
Duygular bastırılmamalı… Ağlamak bir zayıflık değil…
Merve Tüfekçi Emre, “Yeni yıla geçerken yapılan en büyük hatalardan biri, duyguları bastırmak. Oysa modern psikoloji ve psikosomatik çalışmalar; bastırılan duyguların zamanla stres, kaygı ve bedensel gerginlik olarak geri dönebildiğini gösteriyor. Ağlamak bir zayıflık değil, sinir sisteminin boşalma ihtiyacıdır. Duygulara izin verilmeden yapılan niyet çalışmaları yüzeyde kalır.” İfadelerini kullandı.
Nefes, gülümseme ve bilinçli bırakış nedir?
Nefes, gülümseme ve bilinçli bırakış çalışmanın modern nörobilimde de karşılığı olan güçlü regülasyon mekanizmalarına dayandığını ifade eden Merve Tüfekçi Emre, “Yavaş ve derin nefes, vagus siniri aracılığıyla parasempatik sinir sistemini aktive ediyor; kalp ritmini yavaşlatıyor, kasları gevşetiyor ve zihinsel sakinlik sağlıyor. Bunlar bilimsel olarak da çeşitli çalışmalara ortaya konmuştur. Bu alandaki önemli yaklaşımlardan biri, nörobilimci Stephen Porges tarafından geliştirilen Polivagal Teori. Teoriye göre nefes, yüz ifadesi ve ses tonu; bedenin ‘güvendeyim’ algısını doğrudan etkiliyor. Gülümsemenin ise yalnızca bir sonuç değil, biyolojik bir tetikleyici olduğu biliniyor. ‘Facial feedback hypothesis’ olarak adlandırılan bu yaklaşıma göre, yüz kaslarının gülümseme pozisyonuna geçmesi; beyinde dopamin ve serotonin salınımını artırabiliyor. Dolayısıyla tüm bu çalışmaları da referans alarak, geçmiş anılara gülümseyerek bakmak ve ‘bu artık geçmişte kaldı’ diyerek bırakmak; beynin tehdit algısını azaltıyor, stresle ilişkili amigdala aktivitesini düşürüyor ve prefrontal korteksin düzenleyici rolünü güçlendiriyor.” Dedi.
2026 için aylık vizyonlama…
Merve Tüfekçi Emre, vizyonlamanın yıl geneli yerine ay ay yapılmasının bilinçaltı üzerinde daha etkili olduğunu belirterek, “Her ay için kişinin kendini en sağlıklı, en mutlu ve en iyi işleyen hâliyle hayal etmesi; ‘nasıl hissediyorum, kimlerle birlikteyim, neleri başarıyorum?’ sorularını şimdiki zaman kipinde cevaplamasını öneriyorum. Bu yaklaşım, beynin hedefleri ‘gerçekleşmiş’ olarak algılamasını sağlayarak davranışları doğal biçimde dönüştürüyor.” Şeklinde bilgi verdi.
Temiz gıda, doğayla temas, bedeni destekleyen rutinler oluşturma…
2026’nın enerjisinin hareket, liderlik ve köklenme temalarını taşıdığını ifade eden Emre, özellikle bahar aylarında topraklanmanın ve bedenle yeniden bağ kurmanın önemine dikkat çekti. Merve Tüfekçi Emre şu bilgileri verdi:
“Gerçek gıdalarla beslenmek, doğayla temas etmek ve bedeni destekleyen rutinler oluşturmak; yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruhsal istikrarı da güçlendiriyor. Köklenen birey, yaşamında bereketi ve sürekliliği daha kolay deneyimliyor.”
Su ritüelinin bedensel ve ruhsal iyilik durumumuz üzerinde önemli etkileri var.
Su ritüelinin de bedensel ve ruhsal iyilik durumumuz üzerinde önemli etkileri olduğuna dikkat çeken Emre, çalışmalarını bilimsel örneklerle destekleyerek şu bilgileri paylaştı:
“Su ritüeli, yalnızca spiritüel bir uygulama değil; bilinçli farkındalık temelli bir pratik olarak ele alınıyor. Su üzerine yapılan bazı deneysel gözlemler, suyun çevresel titreşimlere ve duygusal frekanslara duyarlı olabildiğini gösteriyor. Bu alandaki en bilinen çalışmalar, Japon araştırmacı Masaru Emoto tarafından yapılan mikroskobik su kristali incelemeleri. Bu çalışmalarda; olumlu niyet, sakin ses ve müzikle temas eden suyun daha düzenli kristal yapılar oluşturduğu; stres ve öfkeye maruz kalan suyun ise daha düzensiz formlar sergilediği gözlemlendi.
Benim danışanlarıma önerdiğim su ritüelinde; suya anlam yüklemekten çok, bedenle bilinçli temas kurmaya odaklanıyoruz. Su içerken birkaç saniye durup suya gülümsemek, suya teşekkür etmek ve niyetle içmek; bedenin aldığı bilgiyi değiştirir. Bu farkındalık hâli, yalnızca suyla değil, tüm yiyecek ve içeceklerle de uygulanabilir.”
“2026, kendinizin en iyi versiyonu olmanız için var”
Holistik Yaşam Danışmanı Merve Tüfekçi Emre, yeni yıl mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Geçmişi onurlandırıp bıraktığımızda, yeni olan kendimize alan açarız. 2026; ışığı, sevgiyi ve doğruluğu seçenler için dönüşümün, liderliğin ve içsel gücün yılı olabilir.”
