A24.com.tr » ekonomi » Türkiye yassı çelik sektöründe maliyet baskısı ve koruma önlemlerinin yarattığı tehdit

Türkiye yassı çelik sektöründe maliyet baskısı ve koruma önlemlerinin yarattığı tehdit

 Türkiye yassı çelik sektöründe maliyet baskısı ve koruma önlemlerinin yarattığı tehdit

SteelOrbis tarafından 18 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Swissôtel The Bosphorus’ta düzenlenen Piyasa Sohbetleri, 750’nin üzerinde rekor katılımcıyla sektör temsilcilerini bir araya getirdi.

Erdemir’in destekleyen firma olduğu organizasyonun sponsorları Ayba Makina, Seçkin Metal, Yatırım Finansman, Davutoğlu Metal, Nea Metal, Soybaş Demir Çelik, Yametaş ve Zey Demir oldu. Toplantıda küresel çelik ticaretinde değişen dengeler, AB’nin yeni koruma önlemleri, enerji ve lojistik maliyetleri, Türkiye’de yassı çelik talebinin seyri, finansman baskısı ve 2026’nın ikinci yarısına ilişkin beklentiler ele alındı.

Açılış konuşmasını yapan OYAK Maden Metalürji Dağıtım Kanalları ve Uzun Ürünler Satış ve Pazarlama Direktörü Tolga Koçer, pandemi döneminden bu yana çelik sektörünün yüksek oynaklık, tedarik zinciri sorunları ve jeopolitik krizlerle mücadele ettiğini belirtti. Kota, karbon vergisi, arz fazlası ve yerli malın teşvik edilmesi gibi başlıkların sektörün yönünü belirlemeye devam ettiğini söyleyen Koçer, korumacılığın artık tekil önlemlerle değil, eş zamanlı ve çok katmanlı politikalarla uygulandığını vurguladı.

Koçer ayrıca hammadde ve enerji güvenliğinin çelik sektörü için giderek daha kritik hale geldiğini belirterek çeliğin stratejik önemine dikkat çekti. Türkiye’de çelik üretiminin gelişmiş olmasının savunma sanayi, gemi, denizaltı ve uçak gemisi projeleri gibi alanlardaki ilerlemenin temel unsurlarından biri olduğunu söyleyen Koçer, OYAK Maden Metalürji’nin son beş yılda 4 milyar $ yatırım gerçekleştirdiğini ve 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdüreceğini belirtti.

Küresel ticarette korumacılık ve maliyet baskısı öne çıkıyor

“Küresel Çelik Pazarında Yeni Dengeler: Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ilk oturumda Hürmüz Boğazı merkezli gelişmelerin enerji, navlun ve hammadde maliyetleri üzerindeki etkisi, Asya tedarikinin gücü, AB’nin yeni koruma önlemleri ve Türkiye’nin dampingli ürünler karşısındaki konumu değerlendirildi. NOKSEL Çelik Boru Satınalma, Boru/Profil ve Solar Projeler Satış Direktörü Özkan Akşit, enerji ve lojistik maliyetlerindeki artışın özellikle sabit fiyatlı kontratlarda ciddi baskı yarattığını belirterek projelerin çoğu zaman önceden bütçelendirildiğini, maliyetlerdeki ani artışların ise projelerin ertelenmesine ya da iptal edilmesine yol açabildiğini söyledi.

Yametaş Yassı Metal Mamülleri Genel Müdürü ve YİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Fincan, ithalatın Türkiye çelik piyasası için vazgeçilmez bir kaynak çeşitliliği sağladığını ancak Asya’dan bağlantı yapmak için artık belirgin bir fiyat avantajı gerektiğini ifade etti. Fincan’a göre Çin’in yanı sıra Endonezya, Vietnam ve Malezya gibi alternatif kaynaklar devreye girse de navlun maliyetlerindeki artış ve fiyat makasının daralması nedeniyle Asya’dan alım yapmak mevcut koşullarda eskisi kadar cazip görünmüyor.

OYAK Maden Metalürji Boru Profil ve Hadde Sektörü Pazarlama ve Satış Direktörü Erkut Yılmaz ise enerji ve hammadde fiyatlarındaki oynaklığın üreticiler açısından önemli bir risk olduğunu ancak Erdemir ve İsdemir’in maliyet yönetimi, hammadde sepeti optimizasyonu, enerji verimliliği yatırımları ve ileri vadeli satış kabiliyeti sayesinde bu oynaklığın müşterilere birebir yansıtılmadığını söyledi. Yılmaz, Erdemir ve İsdemir’in karbon emisyonlarını azaltmak için 3,2 milyar $ tutarında dönüşüm yatırımı planladığını da belirtti.

RZK Çelik CEO Yardımcısı ve Stratejisti Igal Zakuto ise küresel rekabette farkın artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, çeliği müşterinin ihtiyacına uygun şekilde işleyebilme kabiliyetiyle yaratıldığını ifade etti. Zakuto’ya göre çelik servis merkezleri, üretici ile son kullanıcı sanayi arasında kritik bir köprü görevi görüyor ve Türkiye bu alanda güçlü altyapısıyla avantajlı konumda bulunuyor.

AB’nin önlemleri yerel ham çeliğin önemini artırıyor

Oturumda AB’nin yeni koruma önlemleri, daralan kotalar, kota aşımında uygulanacak verginin %50’ye yükselmesi ve ham çeliğin eritilip döküldüğü menşenin tespit edilme şartı da öne çıkan gündem başlıkları arasında yer aldı. Mehmet Ali Fincan, AB’nin yıllardır ithalatı zorlaştıran düzenlemeler getirdiğini ancak Avrupa’daki ithalat ihtiyacının tamamen ortadan kalkmadığını söyledi. Özkan Akşit ise daralan kotaların ihracat planlamasını zorlaştırdığını, buna karşın Avrupa’daki bazı ürün gruplarında talebin devam ettiğini belirtti.

Erkut Yılmaz’a göre AB’nin getirdiği önlemler sonucunda Türkiye’nin dampingli ürünlerin Avrupa’ya geçiş noktası haline gelmesi, ülkenin güvenilir tedarikçi konumunu zedeleyebilir. Bu nedenle yerel ham çelik üretimi, ihracatçı sanayi için menşe şeffaflığı ve belgelendirme açısından daha önemli hale gelecek.

Zakuto da AB kapısı daraldıkça dünyada yer bulamayan tonajın Türkiye’ye yönelme riskinin arttığını söyledi. Türkiye’nin güçlü çelik tüketimi ve işleme kapasitesi nedeniyle hedef pazar haline gelebileceğini belirten Zakuto, rekabet ile haksız rekabet arasındaki çizginin iyi korunması gerektiğini vurguladı. Zakuto’ya göre rekabet kaliteyi ve verimliliği artırırken, maliyetin altından satışlar hem yerli üreticiyi hem de sanayiciyi uzun vadede zayıflatıyor.

Yassı çelikte talep temkinli toparlanma sinyali veriyor

“Yassı Çelikte Talep Nereye Gidiyor? Türkiye’de Sektörel Dinamikler ve Beklentiler” başlıklı ikinci oturumda Türkiye’de yassı çelik talebinin sektörel görünümü, yüksek faiz ortamının alım davranışlarına etkisi ve 2026’nın ikinci yarısına ilişkin beklentiler değerlendirildi. OYAK Maden Metalürji Pazarlama Müdürü Sevi Koçak, Türkiye’de yassı çelik tüketiminin yaklaşık 19 milyon mt seviyesinde olduğunu belirterek 2026’nın ilk dört ayında yassı çelik tüketiminin %9 arttığını ve yaz aylarında mevsimsel durgunluk hissedilse de beyaz eşya ve otomotiv tarafında son çeyrekte toparlanma beklediklerini ifade etti.

Soybaş Demir Çelik Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Soybaş, 2026 yılına faizlerin ve enflasyonun düşeceği beklentisiyle girildiğini ancak jeopolitik gelişmelerin bu beklentileri değiştirdiğini belirtti. Soybaş’a göre savaş kaynaklı fiyat artışı ihtimali ilk etapta talebi desteklese de yüksek finansman maliyetleri nedeniyle firmalar büyük stoklarla çalışmaktan kaçınıyor. Piyasada stok devir hızı yüksek olan  ürünlere yönelim artarken, vadeli alım taleplerinin yükselmesine rağmen vadeli satış yapabilecek finansal güce sahip firma sayısı sınırlı kalıyor.

CRT Metal Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Atıf Ceritbinmez ise ürün kompozisyonunda kaplamalı, nitelikli ve katma değerli ürünlere doğru bir kayma görüldüğünü söyledi. Otomotiv, beyaz eşya ve makine sanayinde bu ürünlere talebin arttığını belirten Ceritbinmez, Türkiye’nin yüksek enerji maliyetleri ve hammadde ithalatına bağımlılık nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını ifade etti.

Panelistlerin 2026’nın ikinci yarısına ilişkin ortak değerlendirmesi temkinli toparlanma yönünde oldu. Sevi Koçak özellikle son çeyrekte toparlanma beklediğini belirtirken, Ahmet Soybaş savaşın sona ermesi, Avrupa’daki belirsizliklerin azalması ve Türkiye’de enflasyondaki düşüşün yeniden başlaması halinde faiz indirimlerinin piyasa için toparlanma sinyali verebileceğini söyledi.

Oturumların ardından Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin sunumlarda Yatırım Finansman Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen ve TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, jeopolitik gelişmelerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkilerini, savaş sonrası döneme ilişkin beklentileri ve finansal koşulların reel sektöre yansımalarını ele aldı.

YORUMLAR
  Ünlü kadın oyuncuların boyları kaç? En uzun Bergüzar... En kısa Seren...
Ünlü kadın oyuncuların boyları kaç? En uzun Bergüzar... En kısa Seren...