A24.com.tr » gündem » Şirketlerin yüzde 64'ü yapay zekâ yönetişimlerini henüz netleştirmedi

Şirketlerin yüzde 64'ü yapay zekâ yönetişimlerini henüz netleştirmedi

Şirketlerin yüzde 64'ü yapay zekâ yönetişimlerini henüz netleştirmedi

KPMG Türkiye Şirket Ortağı Oytun Önder: “Uyum kurumların karar alma süreçlerini şekillendiren stratejik bir fonksiyona dönüştü.”

Türkiye'deki şirketlerin etik ve uyum alanındaki dönüşümünü, karşılaştıkları riskleri ve gelecek dönem önceliklerini ortaya koyan araştırmaya katılan kurumların yüzde 64'ü yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim çerçevelerinin belirsiz olduğunu veya etik gündemin henüz oluşmadığını ifade ederken katılımcıların yüzde 62'si önümüzdeki 12 - 24 ay içinde uyum teknolojilerine daha fazla yatırım yapmayı planladığını ifade ediyor.
 
Kurumların faaliyet gösterdiği risk ortamı son yıllarda hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Artan regülasyon yoğunluğu, yaptırımların genişleyen kapsamı, finansal suçların giderek karmaşıklaşması, veri ve teknoloji kaynaklı yeni riskler ile yükselen etik beklentiler; uyum fonksiyonunun rolünü köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Bu gerçekten yola çıkan KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) iş birliğiyle hazırlanan “Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026” raporu yayımlandı.
 
Araştırma, kurumların etik ve uyum alanındaki mevcut yapılanmalarını ve olgunluk seviyelerini ortaya koyarken, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik gibi yeni risk alanlarından teknoloji kullanımına, organizasyonel zorluklardan gelecek dönem beklentilerine kadar uyum fonksiyonunun geçirdiği dönüşümü altı temel başlık altında ele alıyor.
 
Kurumsal uyum yaklaşımı ve olgunluk seviyesi
Araştırma sonuçlarına göre kurumlarda uyum fonksiyonları gelişimini sürdürürken, katılımcıların yüzde 30'u temel uyum gereklilikleri karşılanmasına rağmen süreçlerin henüz tam anlamıyla sistematik bir yapıya kavuşmadığını belirtiyor. Finans, bankacılık ve sigorta sektörlerinde katılımcıların yüzde 40'ı tanımlı süreçlerin mevcut olduğunu ve teknolojinin destekleyici rol oynadığını belirtirken, yüzde 24'ü uyum faaliyetlerinin büyük ölçüde dijital ve planlı şekilde yürütüldüğünü, yüzde 12'si ise uyum fonksiyonunun veriye dayalı, proaktif ve stratejik bir rol üstlendiğini ifade ediyor. Finans, bankacılık ve sigorta dışındaki sektörlerde ise katılımcıların yüzde 32'si uyum süreçlerinin henüz sistematikleşmediğini belirtirken, yüzde 25'i uyum fonksiyonunu veriye dayalı, proaktif ve stratejik bir yapı olarak tanımlıyor.
 
Yeni risk alanları: uyumun genişleyen gündemi
Araştırma bulguları, özellikle yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim ve etik çerçevelerin henüz erken bir gelişim aşamasında olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 64'ü kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim çerçevesinin belirsiz olduğunu veya etik gündemin henüz oluşmadığını ifade ediyor. Bu tablo, yapay zekâ uygulamalarının kurumsal ölçekte yaygınlaşmasına rağmen etik ilkeler, kontrol mekanizmaları ve yönetişim yapılarının aynı hızda gelişmediğine işaret ediyor.
 
Sosyal medya risklerine yönelik yaklaşımda ise kurumların yüzde 25'i itibar, etik ve uyum risklerini birlikte ele alarak sistematik biçimde yönetirken, yüzde 46'sında sosyal medya kullanımı belirli politikalar ve onay süreçleriyle yönetiliyor. Yaptırımlar da kurumların risk yönetimi gündeminde daha stratejik bir konuma gelirken, katılımcıların yüzde 61'i yaptırımların öncelikli bir risk alanı olduğunu veya merkezi ve sistematik olarak yönetildiğini ifade ediyor.
 
Uyum fonksiyonunun dönüşen rolü
Araştırma bulguları, uyumun yalnızca mevzuata uyumu sağlama ve kontrol faaliyetleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda teknoloji destekli karar süreçlerinin, veri temelli uygulamaların ve yeni risk alanlarının yönetiminde daha aktif bir rol üstlendiğini gösteriyor. Bu dönüşümde algoritmik karar mekanizmaları, şeffaflık, veri sorumluluğu ve açıklanabilirlik gibi etik ve yönetişim başlıkları uyum ekiplerinin gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Gelecekte uyum fonksiyonunun sorumluluk alanına girmesi beklenen konular arasında yüzde 31 ile algoritmik ve yapay zekâ destekli sistemlerin etik sonuçlarının yönetimi ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 24 ile kurum verilerinin üçüncü taraf teknolojiler ve modeller aracılığıyla yeniden kullanımı izliyor. Raporda, artan regülasyon baskısı, jeopolitik riskler, dijitalleşme ve değişen yönetişim beklentilerinin uyum fonksiyonunun stratejik konumunu güçlendiren başlıca dinamikler olduğu vurgulanıyor.
 
Uyum süreçlerinde teknoloji ve dijitalleşme
Araştırma, uyum teknolojilerinin özellikle operasyonel süreçlerde yaygınlaştığını ortaya koyarken, katılımcıların yüzde 61'i ihbar hattı ve vaka yönetiminde, yüzde 58'i üçüncü taraf kontrollerinde ve yüzde 55'i müşteri ve tedarikçi tanıma süreçlerinde teknolojinin aktif olarak kullanıldığını belirtiyor. Teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına rağmen yatırımların beklenen değeri üretmesinde sorunlar yaşanırken, katılımcıların yüzde 57'si teknolojilerin beklenen faydayı yalnızca kısmen sağladığını, yüzde 16'sı ise bu konuda net bir değerlendirme yapılamadığını söylüyor. Araştırma sonuçları, teknolojik sistemlerin varlığının tek başına yeterli olmadığını; veri kalitesi, sistem entegrasyonu ve kullanıcı yetkinliğinin de yatırımların etkinliğinde belirleyici olduğunu gösteriyor.
 
Artan beklentiler ve organizasyonel zorluklar
Şirketlerin uyum süreçlerinde en fazla zorlandığı konu yüzde 50 ile üçüncü taraf ve tedarikçi risk yönetimi olarak öne çıkarken, bunu yüzde 41 ile kaynak ve yetkinlik eksikliği, yüzde 35 ile iç iletişim ve farkındalık takip ediyor. Uyum teknolojilerinin daha etkin kullanımının önündeki engeller arasında ise yüzde 55 ile bütçe kısıtları, yüzde 49 ile üst yönetim önceliklendirmesi eksikliği ve yüzde 44 ile entegrasyon sorunları ilk sıralarda bulunuyor. Bulgular, uyum fonksiyonunun dönüşümünün yalnızca teknolojik araçlara yatırım yapılarak sağlanamayacağını; kurumların organizasyonel kapasitelerini, çalışan yetkinliklerini ve birimler arasındaki koordinasyonlarını da geliştirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.
 
Uyumun geleceği
Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 40'ı, önümüzdeki dönemde uyum fonksiyonunun gelişiminde en belirleyici unsurun teknoloji ve otomasyon olacağını düşünürken, yüzde 19'u üst yönetim yaklaşımını, yüzde 17'si daha sıkı regülasyonları öne çıkarıyor. Katılımcıların yüzde 62'si önümüzdeki 12-24 ayda uyum teknolojilerinin kullanımını artırmayı planlarken, yüzde 21'i mevcut seviyeyi korumayı hedefliyor ve yüzde 17'sinin henüz net bir planı bulunmuyor. Rapora göre uyum fonksiyonunun gelecekte yalnızca kontrol süreçlerini yürüten bir yapı olmaktan çıkarak riskleri erken aşamada tespit eden ve kurumsal karar süreçlerini destekleyen stratejik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için teknoloji yatırımlarının güçlü yönetişim yapıları, veri temelli yaklaşımlar ve organizasyonel yetkinliklerle birlikte geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
 
“Uyum kurumların karar alma süreçlerini şekillendiren stratejik bir fonksiyona dönüştü”
Hazırladıkları rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Şirket Ortağı Oytun Önder, “Uyum artık yalnızca kuralları takip eden bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak kurumların karar alma süreçlerini, risk iştahını ve etik pusulasını şekillendiren stratejik bir fonksiyona dönüştü. Öte yandan teknoloji bu dönüşümün en önemli hızlandırıcılarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon gibi araçlar uyum süreçlerinin daha etkin yürütülmesine imkân sağlarken, aynı zamanda yeni sorular ve yeni sorumluluk alanları da ortaya çıkarıyor. TEİD iş birliğiyle yürüttüğümüz bu araştırmamız kurumların uyum fonksiyonlarını nasıl yapılandırdıklarını, hangi alanlarda zorlandıklarını ve önümüzdeki dönemde uyum gündemini şekillendirmesi muhtemel gelişmeleri ortaya koyması açısından önem taşıyor. Araştırmamızın, uyum fonksiyonunun dönüşümüne ilişkin tartışmalara katkı sağlayacağına ve kurumların hızla değişen risk ortamında uyum yaklaşımlarını yeniden değerlendirmelerine yardımcı olacağına inanıyoruz.” dedi.
 
 
KPMG Hakkında:
KPMG, geçmişi 1867 yılına dayanan, üye firmalar ağı sistemiyle 143 ülkede 265 binin üzerinde çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Finansal hizmetler, tüketici ürünleri, otomotiv; endüstriyel sektörlerden gıda, perakende, enerji, telekomünikasyon, kimya gibi pek çok sektöre danışmanlık hizmeti sağlıyor. KPMG Türkiye ise İstanbul merkez ofisinin yanı sıra Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Adana ofisleriyle, 1982 yılından beri yaklaşık 1.700 çalışanıyla her sektörden 4 binin üzerinde firmaya sektörler özelinde hizmet veriyor. 2020 yılında küresel ağın Lighthouse lisansını alarak yeni teknolojilerde dünyadaki mükemmeliyet merkezleri arasına giren KPMG Türkiye, müşterilerine değer yaratan çözümler sunuyor. Detaylı bilgi için www.kpmg.com.tr adresine başvurabilirsiniz.
 
Etik ve İtibar Derneği (TEİD) Hakkında:
2010 yılında Türkiye'de iş etiği ve uyum standartlarının yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Etik ve İtibar Derneği (TEİD), Mart 2026 itibariyle ülkemizin önde gelen 250'ye yakın kurumsal üyesiyle iş dünyasında etik ve itibarı güçlendirmeyi hedeflemektedir.  TEİD, iş etiğinin şirketlerin yazılı kültürlerinin temel bir parçası haline gelmesini, paydaşlarının etik ve uyum risk yönetimi konusunda farkındalığını arttırırken, üyelerinin bu alanda en güncel bilgi ve en iyi uygulamalara erişmesini sağlamayı amaçlar. TEİD'in üyeleri, Türkiye Cumhuriyeti Gayrisafi Milli Hasılası'nın %17'sini oluşturan, 2.500.000'e yakın çalışana istihdam sağlayan, ekonominin önde gelen yerli ve yabancı sermayeli şirketlerinden oluşmaktadır. Dernek, Birleşmiş Milletler Global Compact ve OECD yolsuzlukla mücadele anlaşmaları gibi uluslararası standartlarla uyum içinde çalışarak, yüksek etik ilkelerin şirketlerin iş yapma kültürlerinin ayrılmaz bir parçası olmasını hedeflemektedir. TEİD, iş dünyasında dürüstlük, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi değerleri ön planda tutarak üyelerine ve paydaşlarına, kurumsal etiği yaygınlaştırmak adına ulusal ve uluslararası etkinlikler, konu ile ilgili kaynaklar, araştırmalar, eğitim programları, rehberlik faaliyetleri ve projeler sunmaktadır.

YORUMLAR
  Game of Thrones hakkında ilk defa duyacağınız 22 gerçek!
Game of Thrones hakkında ilk defa duyacağınız 22 gerçek!