A24.com.tr » gündem » COP31'E DOĞRU GEBZE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONFERANSI YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ

COP31'E DOĞRU GEBZE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONFERANSI YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ

COP31'E DOĞRU GEBZE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONFERANSI YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ

Yeşil İş Platformu’nun hayata geçirdiği “Sürdürülebilirlik Konferansları 2026”nın ilk durağı Gebze oldu.

“COP31’e Doğru: Gebze”de akademi, iş dünyası, kamu yöneticileri ve üniversite öğrencileri bir araya gelerek, “Üretimde Sürdürülebilirlik” ve “Enerjide Sürdürülebilirlik” konularını ele aldı.

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru Gebze” isimli Gebze Sürdürülebilirlik Konferansı, 8 Nisan günü Pendik Mövenpick Hotel’de büyük bir katılımla gerçekleşti. Akademi, iş dünyası, kamu yöneticileri ile Okan Üniversitesi, Medipol Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi öğrencilerini bir araya getiren etkinlik, alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çekti.

Sunuculuğunu Seda Çelik’in üstlendiği iki oturumlu konferansta ilk sözü alan Yeşil İş Platformu Başkanı Efe Gökçe yaptığı “Hoş geldiniz” konuşmasında “Ülkemizde düzenlenecek COP31 süreci öncesi sanayimizin gözbebeği Gebze’de ilk konferansımızı vermenin heyecanını yaşıyoruz. Bundan sonraki duraklarımız Bursa ve Adana olacak” bilgisini verdi.

Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu

Konferansın açılış konuşmalarını UN Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Kayabaşı ve Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar yaptı.

Kayabaşı: “Türkiye uyum konusunda çok tecrübeli”

UN Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Kayabaşı, sürdürülebilirliğin risk yönetimi ve dayanıklılığın temel unsuru haline geldiğini belirterek avantajlarını sıraladı:

“Sürdürülebilirlik bize yön veren bir çerçeve sunuyor. Enerjide tek bir kaynağa olan bağımlılıkları azaltarak riskleri dağıtıyor, maliyetleri öngörülebilir kılıyor, tedarik zincirini güçlendiriyor, finansmana ve pazarlara erişim daha avantajlı oluyor. Ülkemizin COP31'e ev sahipliği yapması, bizi iklim gündemine yön veren bir aktör olma fırsatını sunacak. Bugün Türkiye'de iş dünyasının büyük bölümü sürdürülebilirliğin önemini biliyor, artık asıl fark hedefleri eyleme, niyetleri verilere, taahhütleri sonuçlara dönüştürmekte yatıyor. UN Global Compact Türkiye olarak bilim temelli emisyon hedeflerini belirleme, iklim risklerinin yönetimi, uyum ve adil geçiş gibi alanlarda şirketlerin kapasitelerini geliştirmelerine destek oluyoruz. Sürdürülebilir tedarik zinciri programımız ise şirketlerin özellikle tedarik zincirlerinden kaynaklanan riskleri daha iyi yönetmelerine ve KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne katkı sağlayacak. Türkiye'de bugüne dek birçok krizi göğüsleyen şirketlerimizin belki de en yetenekli olduğu konu, değişime uyum kapasitesi, bu konuda çok tecrübeliyiz. Şimdi de bu gücümüzü stratejik avantaja dönüştürme zamanı…”

Mantar: “Üniversitemiz %100 temiz enerjiye geçiyor”

Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, üniversite ve sanayi iş birliğinin ayrılmaz bir ikili olarak gördüklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Sürdürülebilecek aslında sınırladığımız sınırların çok ötesinde bir kavram. Gebze Teknik Üniversitesi son 3-4 yılda GreenMetrik’te ciddi şekilde yükselmiştir. Ancak bizler için asıl olan geleceği cesaretle taahhüt altına almaktır. İşte bu misyonla yürürlüğe koyduğumuz Gebze Teknik Üniversitesi İklim Eylem Planı 2024-2035 üniversitemizin rotasını kesin ve ölçülebilir çizgilerle belirlemiştir. Hedefimiz 2035 yılına kadar kampüsümüzde %100 temiz enerjiye geçmek ve 2050 yılına kadar da net sıfır atık karbon hedefine ulaşmak. Kampüsümüzde başlattığımız ve yeşil dokuya zarar vermeden, otoparklar ve teraslarımız üzerinde hızla yükselen güneş enerji santrali projemiz 6 megavatlık kurulu güce ulaştırıyoruz. Haziran ayında tüm elektriği yeşil dönüşümden sağlamış olacağız. Gebze Teknik Üniversitesi, Ar-Ge altyapısıyla, teknoloji transfer ofisiyle sahada ve fabrikalarımızın üretim süreçlerinde omuz omuza çalışmaya hazırdır. Bu vizyonla sizleri çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. COP31'e doğru hızla ilerlerken bugün burada atacağımız ortak adımlar, Türkiye'nin yeşil dönüşümüne büyük bir ivme kazandıracaktır.”

Birinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik

Moderatörlüğünü Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Çelik’in üstlendiği “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Kastamonu Entegre Başkan Yardımcısı Halim Sırçancı ve Gebze Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nihal Bektaş katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı.

Çelik: “Üniversitelerin rolü sadece dört işlem değil”

Çelik konuşmasına, “Konferanslarda kendimize ayna tutalım, sorgulayalım isterim” sözleriyle başladı ve şöyle devam etti:

“4,5 milyar yıllık tarihi olan Dünyamıza son 200 bin yılında homo sapiens gelmiş ve gezegende yaşam için uygun olan bu koşullara etki etmeye başlamış, değiştirmiş ve iklim krizini ortaya çıkarmış. Hiçbir zaman atmosferdeki sera gazlarının konsantrasyonu bu kadar yüksek olmamış. Düzenin adını kapitalizm koyunca parasız yaşam olmuyor. Ama bunca zaman yücelttiğimiz ekonomiyi de bize ihanet ediyor. Demek ki biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz. Bu paradigmayı değiştirmemiz lazım. Üniversitelerin rolü yalnızca dört işlem değil; biz daha vizyon belirleyici bir rolde olmalıyız.”

Büyükgöz: “Üretime evet ama kontrolsüzlüğe hayır”

Büyükgöz, Gebze’nin yaptığı çalışmalarla rol model olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

“Gebze, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gayri safi milli hasılasının %13,5'unu üreten, ihracatın %16-17'sini gerçekleştiren ve vergi veren kentler sıralamasında İstanbul ve İzmir'den sonra üçüncü kent. %87 oranda dijital belediyecilik hizmeti veriyoruz. Gebze sadece sanayinin başkenti olarak değil; hava, su ve toprağın işlendiği bir laboratuvar niteliğinde. Gebze zor bir kent ama başarılarıyla Türkiye'ye rol model oluyor. Tüketim hastalığının seviyesini ve şeklini belirlemek, kentleşmenin bir görevi. Üretime evet ama kontrolsüzlüğe hayır. Küresel yarıştan geri duramayız ama üreticinin taleplerine teslim olmak yerine onları yönlendirmek ve kontrol altında tutmak gerekiyor. Bugün Gebze'de hava ve su kalitesi sorunumuz yok; sanayinin güçlendirilmesi ve modernleştirmesinin yanı sıra tarımı da güçlendiriyoruz. 3 bin adet sera var. Örtü altı tarım modeli uyguluyoruz. Ayrıca 29 bin adet büyükbaş hayvan besiciliği var. Ağrı'nın büyükbaş hayvan besiciliği 24 bin civarında. Kentte kompost gübre üretim tesisi de kurduk. Ayrıca Gebze'de okullarda 3. ve 4. sınıflarda iklim değişikliği, afet yönetimi ve geri dönüşüm eğitimleri veriyoruz.”

Sırçancı: “Ağaç bazlı levha sektörü Türkiye'de çok başarılı”

Sırçancı, tedarik zincirinin sürdürülebilirliği üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu:

“Kastamonu Entegre olarak hem yurt içinde hem de yurt dışındaki tesislerimizde milyonlarca ton odunu kullanıyoruz ve tüketiyoruz. Ağaç bazlı levha sektörü Türkiye'de çok başarılı, dünyada ise toplam payımız %5 civarında. Bizim en büyük üretim kampüslerimizden biri Gebze'de. Burada Ar-Ge Merkezi çerçevesinde bir bilim kurulu oluşturduk. Çünkü akademik tarafta da endüstride de arz talep meselesi diyebileceğimiz sürdürülebilirlik adına büyük sorumluluk var. Sürdürülebilir orman yönetimi açısından en temel şey, ağaçların kesilmesidir. Ormanları sağlıklı büyütebilmek için kesim yapmanız gerekiyor. Yoksa ormanlar bir noktadan sonra kendini tüketiyor, ağaçlar kontrolsüz büyüdüğünde birbirini öldürüyor. Orman Genel Müdürlüğümüz bu noktada çok başarılı işlere imza atıyor. 70'li yıllardan bugüne orman alanımız yaklaşık %20 artmış durumda. Ülke olarak biz hemen hemen dünyanın en pahalı odununu tüketiyoruz. Toplam üretimimizin üçte birini sanayi atıklarından elde ediyoruz. Sektörümüz bu anlamda yüzde çok ciddi yatırımlar yapıyor hem çevrenin hem de şirketlerin sürdürülebilirliği için. Bu noktada klişe ifadelerden ve ezberlerden kurtulup toplumun ve sektörün ihtiyacı olan çözümü üretmemiz gerekiyor.”

Bektaş: “Yasaların zorlayıcı olması gerekiyor”

Bektaş, üretim endüstrisi ile akademi arasındaki bağı vurguladı ve şöyle konuştu:

“Endüstriyel devrimle birlikte üretim hayatımızın merkezi haline geldi. O dönem emisyonu da Dünya’nın kendisini temizler diye düşünerek doğaya bıraktık fakat bir noktadan sonra gezegenin bununla baş edemediğinin farkına varıldı. Dünyada 50’lerde çevre mühendisliği doğdu ve 70'lerde sürdürülebilirlik konuşulmaya başlandı. Üniversitelerde akademik yayınlar yapılıyor, araştırmalar oluyor, projeler üretiliyor fakat endüstri genelde kısa vadeli çözümler istiyor. Endüstrinin sınırları maalesef karışık ve karmaşık. Akademi ise daha steril ortamlarda deneylerini yapıyor. Bu noktada zaman zaman bir kopukluk oluşabiliyor. Büyük sanayi tesislerinde bu durum biraz daha farklı; uzmanların varlığı fazla ve işler daha kolay hale gelebiliyor. Çoğunlukla KOBİ’leri yönlendirmek gerekiyor. O yüzden de yasaların zorlayıcı olması gerekiyor. Bu süreçte dijital ikizlerin kullanılabileceğini düşünüyorum.”

İkinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik

Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak yönetimindeki “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri ele alındı. Oturumun konuşmacıları ELDER Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan ve Escon Enerji CEO’su Onur Ünlü oldu. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.

Kavak: “Biz bir devrimin eşiğindeyiz ve farkında değiliz”

Kavak son dönemde Orta Doğu’da yaşananların enerjiyle yakın ilişkisinden bahsetti:

“Bir ayı aşkın süredir coğrafyamızda olup bitenlerin enerjiyle ne kadar yakından ilgili olduğunun hepimiz farkındayız. Kurulmakta olan yeni düzenin yine ve maalesef enerji dinamikleri üzerinden şekillendirileceğini görebiliyoruz. Tipik bir optimizasyon problemiyle de karşı karşıyayız. Yeni dünya düzeninde yeni bloklar oluşuyor, bu bloklar biraz enerji biraz sürdürülebilirlik ve biraz imalat sanayindeki pozisyonlarla şekillenecek. Bir de bunları birbirine bağlayan küresel hatlar var. Depolama bizim bildiğimiz enerji sektörünü kökten değiştirecektir. Sürdürülebilirlik konusu ise bunlardan bağımsız değil; enerji ile ve bu küresel denklemlerle iç içe geçmiş durumda. Küçük haberlere bakarak büyük resim çıkarmak bizi yanıltabilir, kısa süreli dalgalanmalar büyük rotayı tayin etmez. Biz bir devrimin eşiğindeyiz ve devrimin içindeyken insanlar ne olduğunu fark edemez.”

Erdoğan: “Geleceğin dünyası elektrik dünyası olacak”

Erdoğan, enerji dünyasında olup bitenleri farklı bakış açılarından farklı şekillerde değerlendirmenin mümkün olabileceğine değindi:

“Küresel bir petrol ve doğal gaz piyasalarından bahsediyoruz ama elektrik enerjisi için böyle bir şeyden bahsedemiyoruz. Oyun yeniden kuruluyor; mesele enerji üzerindenmiş gibi görünse de aslında o politik denklem yeniden yazılmaya başlıyor. Artık kural temelli düzen söylemi geçerliliğini yitirmiş ve jeopolitik değerlendirmeler öne geçmiş durumda. Hidrokarbon piyasalarına hükmeden güçlerle elektriklikasyon piyasalarına hükmeden güçlerin kimler olduğunu değerlendirdiğimizde o jeopolitik denklem kendi içerisinde bir sonuç üretmeye başlıyor. Kendi ülkemizin enerji güvenliğinin sağlanmasının ve bu ikiz dönüşümü gerçekleştirebilmesinin çok kritik olduğunu düşünüyorum. 12. Kalkınma Planı müthiş bir vizyon ortaya koyuyor.

Elektrik, petrole ve doğal gaza göre daha demokratik bir çerçeve sunuyor; herkes kendi evinde, iş yerinde elektriğini üretebiliyor. Geleceğin dünyası elektrik dünyası olacak. Elektriğin dağıtımı konusunda ise şebekelere ihtiyaç var. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre yıllık 600 milyar dolarlık bir yatırım yapılması gerekiyor ki 2050 net sıfır hedeflerine yönelik altyapı oluşturulabilsin. Türkiye'de ise AB, 2050 net sıfır hedefini tutturabilmek için dağıtım şebekelerine yılda 55-67 milyar euro arasında yatırım yapılması gerektiğini söylüyor. Sadece 2026'daki yatırımlarımız için yaklaşık 100 milyar dolarlık finansmana ihtiyaç var dağıtım sektörü olarak. Enerji dönüşümü geri döndürülemez bir süreç ve esası elektrifikasyon; elektrifikasyonun esası da şebekeler…”

Ünlü: “Enerji verimliliği mucizevi bir ilaç ve potansiyelimiz yüksek”

Ünlü, enerji çeşitliliğiyle birlikte yaşanan krizlerden yara alınmadığını belirtti:

“2022’de Rusya-Ukrayna krizinde doğal gazın fiyatı 20 eurolardan 330 eurolara çıktı. Petrolde ise 150 dolarları gördük. Bu yıl ise dünya petrolünün %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı kapatıldı buna rağmen petrol 130-140 euro’yu geçmedi. Batı’nın yeşil politikaları Doğu’nun ekonomi politikaları oldu. Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı çeşitlendiriyoruz. Dolayısıyla doğal gazda ve petrolde olası krizlerin etkilerini azaltmış oluyoruz. Türkiye yenilenebilir enerji kurulu gücü olarak bu yolda çok büyük atılımlar yaptı.

Enerji dönüşümüyle ilgili tarafta ise ısı pompaları dikkat çekiyor. Bir de elektrikli araçlar. Bu yatırımların artması ile bizim fosil yakıta olan talebimiz de düştü. Ayrıca emisyon da düştü. Uluslararası Enerji Ajansı, o emisyon azaltım senaryolarının %40'ının enerji verimliliğinden geleceğini düşünüyor. Bunu tasarruflarla da desteklersek kabaca %50-60 oluyor. Sanayide %31 enerji verimliliği potansiyelimiz var, hastane, otel, AVM gibi ticari binalarda ise bu oran %67. Sanayide bunu gerçekleştirirsek sanayicinin maliyetleri, emisyon ve ülkenin enerji ithalatı azalacak. Ayrıca ülkeye bir bu kadar daha ihracat geliri sağlanacak. Yani bir taşla bir sürüyü indirme potansiyelimiz var. Enerji verimliliği mucizevi bir ilaç ve bizim de potansiyelimiz yüksek.”

Konferans boyunca salonun tamamen dolduğu, katılımcıların yoğun ilgisi ve soru-cevap bölümlerindeki etkileşim dikkat çekti. Etkinlik sonunda, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir zorunluluk olduğu mesajı öne çıktı.

Yaklaşık 200 kişinin katıldığı “COP31’e Doğru Sürdürülebilirlik Konferansları” 29 Nisan’da Bursa’da, 13 Mayıs’ta Adana’da devam edecek.

YORUMLAR
  Dünyanın en fazla ücretini kazanan oyuncular belli oldu...
Dünyanın en fazla ücretini kazanan oyuncular belli oldu...