A24.com.tr » yaşam » 87 YAŞINDA 3 YENİ KİTAPLA 33'ÜNCÜ ESER!

87 YAŞINDA 3 YENİ KİTAPLA 33'ÜNCÜ ESER!

87 YAŞINDA 3 YENİ KİTAPLA 33'ÜNCÜ ESER!

87 yaşındaki araştırmacı-yazar Ali Haydar Aksakal, üç kitabını birden okurlarla buluştururken, basıma hazır sekiz yeni eser üzerinde daha çalışıyor.

Batı Anadolu’nun antik kentleri ve eski uygarlıkları üzerine kapsamlı araştırmalar yapan, bölgenin saklı kalmış tarihsel, mitolojik ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkaran Manisalı araştırmacı-yazar Ali Haydar Aksakal, yazı hayatındaki üretkenliğini eş zamanlı yayımlanan yeni eserleriyle sürdürüyor. Üç kitabını birden okurlarıyla buluşturan Aksakal’ın "Selçuk - Luviler - Efes - Şirince - İonia ve Kuşadası" isimli 128 sayfalık yeni araştırma kitabı raflarda yerini aldı. 87 yaşındaki usta yazarın, 33’üncü eseri olan yeni çalışmasının yanı sıra 280 sayfadan oluşan otobiyografik eseri "Hayatım"ın genişletilmiş ikinci baskısı ve tarih dünyasında büyük tartışma yaratan 72 sayfalık "Atlantis'in Gizemi" kitabının üçüncü baskısı da yayımlandı.

Yazın dünyasında uzun yıllardır sürdürdüğü saha çalışmaları ve ezber bozan tezleriyle "Atlantis'in Çocuğu" olarak anılan ve Manisa’nın tarihine, kültürüne ve doğal değerlerine ilişkin incelemeleriyle tanınan araştırmacı-yazar Aksakal, yeni eserleriyle yarım asra yaklaşan kültürel envanter çalışmalarını bir adım daha ileriye taşıyor. Çalışmalarını hazırlarken tarihi kaynakları incelemenin yanı sıra araştırmalarına konu olan antik kentleri ve yerleşimleri bizzat ziyaret eden Aksakal, sahada edindiği gözlemleri bilgi ve belgelerle destekleyerek kitaplarına aktarıyor. Araştırma yöntemini ise “Masa başında tarih yazmıyoruz. Yerinde araştırıyor, kaynakçaları okuyarak kaleme alıyoruz” sözleriyle özetliyor.

İLERLEYEN YAŞINA RAĞMEN ARAŞTIRMALARINI VE YAZI ÇALIŞMALARINI ARALIKSIZ SÜRDÜRÜYOR

Yaşamını kitaplara adayan ve lise yıllarında öğretmeninin yönlendirmesiyle kazandığı okuma tutkusunu 6 bin kitaplık kişisel kütüphaneye dönüştüren Ali Haydar Aksakal’ın 33, kendisi gibi araştırmacı-yazar olan kardeşi Bedriye Aksakal’ın 23 ve birlikte kaleme aldıkları bir kitapla birlikte iki kardeşin toplam 57 eseri bulunuyor. 1939 yılında Manisa’da dünyaya gelen ve ilerleyen yaşına rağmen araştırmaları ile yazı çalışmalarını aralıksız sürdüren Aksakal, basıma hazır sekiz kitabı daha bulunduğunu belirterek, “Bugüne kadar kaleme aldığım eserlerim arasında Manisa’nın tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra Lidya, Luvi ve İonia uygarlıkları ile Batı Anadolu’nun antik kentlerini konu alan çalışmalar da yer alıyor. Bazı eserlerim Türkçe, İngilizce, Almanca ve Çince olarak da yayımlandı. Kalemim tuttuğu sürece Ege’nin hak ettiği uluslararası değeri görmesi için yazmaya, araştırmaya ve ezber bozan tarihi tespitlerimi okurlarımla paylaşmaya kararlılıkla devam edeceğim” diye konuştu.

EGE’NİN ANTİK KENTLERİ VE KADİM HALKLARI AKSAKAL’IN YENİ KİTABININ KONUSU

Ali Haydar Aksakal, 33. kitabı ‘Selçuk-Luviler-Efes-Şirince-İonia ve Kuşadası’nın, Batı Anadolu’nun tarih boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan yerleşimlerini konu aldığını aktararak, yeni eserinin içeriğiyle ilgili şu bilgileri paylaştı:

“128 sayfalık eserimde Anadolu’nun eski halklarından Luviler ile antik İonia bölgesinin tarihini, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Efes Antik Kenti’ni, medeniyetlerin kavşağı Selçuk’u, Şirince’yi ve İonia’nın önemli liman kentlerinden Kuşadası’nın geçmişini ele aldım.

AKSAKAL: “AMACIM TARİH MERAKLILARINA BİR BAŞUCU ESERİ SUNMAKTI”

Kitabın hazırlık sürecinde uzun yıllardır Ege Bölgesi’nde yürüttüğü araştırmalardan yararlandığını ifade eden Aksakal, bölgenin tarihi geçmişini arşivler, eski metinler ve yerinde yaptığı incelemeler doğrultusunda değerlendirdiğini söyledi. Yeni kitabının içeriğine ilişkin bilgiler veren Aksakal, “Bu ay raflardaki yerini alan son çalışmamda, Batı Anadolu'nun gizemli ve kadim halkı Luviler başta olmak üzere kıyı Ege’deki antik yerleşimlerin tarihsel katmanlarını mercek altına aldım. 'Selçuk - Luviler - Efes - Şirince - İonia ve Kuşadası' adlı eserim aslında benim uzun yıllardır Ege genelinde yürüttüğüm titiz saha araştırmalarımın olgunlaşmış bir meyvesi. Selçuk’tan Kuşadası’na, Şirince’den İonia medeniyetinin kalbine uzanan bu hat, turistik bir rota olmaktan öte insanlık tarihini şekillendiren antik katmanlara ev sahipliği yapan, farklı dönemlerine ait önemli izler taşıyan kadim bir coğrafyadır. Amacım, bu bölgenin saklı tarihini arşivler, eski metinler ve yüzey verileriyle belgelendirerek tarih meraklılarına rehber bir başucu eseri sunmaktı” diyerek kitabının hazırlanışındaki temel amacını aktardı.

BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN BÜTÜNSEL BİR KÜLTÜR ENVANTERİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞTIM

Son yapıtının, geçmişte kaleme aldığı ve ömrünü adadığı diğer kitaplarının konularıyla da bağlantılı olduğunu ve eserlerinin birbirini tamamladığını dile getiren Aksakal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben her zaman Manisa ve Batı Anadolu odaklı, birbirini tamamlayan bütünsel bir kültür envanteri oluşturmaya çalıştım. Örneğin geçmişte yayımladığım 'Tantalus: Manisa ve İzmir'in İlk Kralı' adlı kitabımda mitolojiyi arkeolojik gerçeklerle harmanlamıştım. Çok ses getiren ve kısa sürede 3. baskısını yapan 'Atlantis'in Gizemi: Atlantis ve Manisa' kitabımda ise Platon’un metinlerine dayanarak kayıp kıta Atlantis'in başkenti Tantalis'in Manisa Akpınar'da, toprağın tam 65 metre altında yattığı tezini ileri sürmüştüm. Yeni kitabımda işlediğim Efes, Selçuk ve İonia medeniyetleri de işte bu büyük, kadim medeniyet zincirinin kopmaz birer halkası.”

ESKİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY: “ARADIĞIM KİTAP BU”

Aksakal, yeni kitabının yanı sıra daha önce yayımladığı “Batı Anadolu ve Tarihi Kentler” adlı eserinin genişletilmiş ikinci baskısını da hazırladığını vurgulayarak, “İlk baskısı 330 sayfa olan kitabımı yeni araştırmalarla zenginleştirdim. Bu çalışma için Bandırma’dan Antalya’ya kadar uzanan Batı Anadolu coğrafyasını yeniden dolaştım. Araştırmalarım kapsamında Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesindeki Zeus Tapınağı, tiyatrosu ve stadyumuyla Anadolu’nun önemli antik kentleri arasında yer alan, Roma dönemine ait anıtsal yapılarıyla bilinen Aizanoi Antik Kenti ile Denizli’deki antik dönemde bölgenin ticaret ve tekstil merkezlerinden biri olarak bilinen Laodikeia Antik Kenti’ni de ziyaret ettim, bu tarihi yerleşimlerde yaptığım incelemelerden elde ettiğim bilgileri de kitabıma ekledim. Böylece eserin ilk baskısına 190 sayfalık yeni içerik eklenerek, genişletilmiş ikinci baskısı 520 sayfaya ulaştı. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kitabı inceledikten sonra “Aradığım kitap bu” demişti. İki gün sonra Ankara'dan arayıp, tekrar teşekkür etmişti. O kitabı 2013 yılında 330 sayfa olarak basmıştım. Kitabım, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenmesi gereken kitaplar listesine alındı” ifadeleriyle genişletilmiş ikinci baskıya ilişkin çalışmalarını ve eserine gösterilen ilgiyi anlattı.

ATLANTİS’İN MANİSA’DA OLDUĞUNU SAVUNUYOR

Antik Yunan filozofu Platon’un eserlerinde anlatılan Atlantis’in araştırmalarında önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Aksakal, kayıp uygarlığa ilişkin tezini şu sözlerle anlattı:

“İlk kez 2011 yılında yayımladığım ve bu yıl üçüncü baskısını okurlarımla buluşturduğum ‘Atlantis’in Gizemi’ adlı kitabımda, kayıp uygarlığın Batı Anadolu’da kurulduğunu ve başkenti Tantalis’in Manisa bölgesinde bulunduğunu savunuyorum. Görüşlerimi Platon’un Timaios ve Kritias adlı eserlerinden, antik metinlerdeki coğrafi tanımlamalardan ve bölgedeki tarihi yapılardan hareketle geliştirdim. Atlantis uygarlığı bir ütopya değildir. Batı Anadolu’da, başkenti Tantalis olan ve Manisa’da kurulan dünyanın ilk uygarlıklarından biridir. Filozof Platon’un MÖ 362 yılında kaleme aldığı ‘Kritias’ adlı eseri, bu konudaki ilk yazılı kaynaktır. Atlantis hakkında dünya genelinde 25 bin kitap yazıldı. Türkiye’de ise Atlantis konusundaki ilk kitabımı 2011 yılında yayımladım. Bu yıl üçüncü baskısını gerçekleştirdik. Platon, eserinde Atlantisliler ile Yunanlıların savaştığını anlatıyor. Savaşan bu iki toplumun birbirine yakın coğrafyalarda yaşamış olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak Atlantis, Atlas Okyanusu’nda ve Azor Adaları çevresinde aranıyor. Yunanlılar savaşmak için Atlas Okyanusu kıyılarına mı gittiler? Biraz mantık yürütüldüğünde Atlantis’in başkenti Tantalis’e, yani Manisa bölgesine ulaşılacaktır. Atlantis’i bir ütopya olarak değerlendiren akademisyenlerin bu konuyu yeniden araştırması gerektiğine inanıyorum.”

AKSAKAL’A GÖRE ATLANTİS’İN GADEİROS BÖLGESİ ÇEŞME ILDIRI’DA

“Platon’un anlatımına göre Denizler Tanrısı Poseidon, Atlantis Adası’nda yaşayan Kleito ile evlenir ve ikinci ikizlerine Herakles Sütunları’nın ötesinde bulunan Gadeiros bölgesini vererek onları buraya kral yapar. Benim araştırmalarıma göre Gadeiros, Çeşme’nin Ildırı Mahallesi’ndeki Erythrai Antik Kenti’nin bulunduğu topraklardır. Platon’un eserinde geçen Libya kelimesinin yanlış yorumlanması da Atlantis araştırmacılarını yanıltmıştır. Platon, Atlantis topraklarının Libya’dan Asya içlerine kadar uzandığını belirtiyor. Benim yorumuma göre burada geçen Libya, günümüzdeki Libya devletini anlatmıyor. Sufi etimolojisine göre kıyı şeridi ve kıyı şeridindeki ülke anlamına geliyor. Asya ile de Anadolu’nun eski adı olan Küçük Asya (Asia Minor) kastediliyor. Bu ifadeler, Atlantis’in Batı Anadolu kıyılarından Anadolu’nun iç kesimlerine kadar uzanan bir bölgede bulunduğu şeklinde değerlendirildiğinde, kayıp uygarlığın konumuna ilişkin yeni sonuçlara ulaşılabilir.”

ATLANTİS’İN HERAKLES SÜTUNLARI YUNT DAĞI’NDA MI?

“Herakles Sütunları’nın da Manisa’daki Yunt Dağı’nda bulunduğu görüşündeyim. 1840’lı yıllarda Aigai Antik Kenti’ne gelen Alman araştırmacılar, Apollon Tapınağı’nın yanındaki sütunlara ‘Dikme Taş’ adını vermişler. Arkeologlar ise bu sütunların Apollon Tapınağı’nın kapısına ait olduğunu belirtiyor. Dünyadaki tüm Apollon tapınaklarını inceledik. Bu sütunlara benzer bir tapınak kapısına rastlamadık. Aigai’deki bu sütunların farklı uzmanlık alanlarından bilim insanları tarafından yeniden incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Atlantis’in tarihsel varlığı ve coğrafi konumuna ilişkin araştırmaların genişletilmesi, Manisa’nın ve Batı Anadolu’nun tarihi açısından yeni bilgiler sağlayabilir. Bu çalışmaların Türkiye’nin kültür turizmine de önemli katkılar sunacağına inanıyorum.”

TARİHE ADANAN BİR ÖMÜR İKİNCİ KEZ OKURLARLA BULUŞTU

Ali Haydar Aksakal, yaşamını, araştırmalarını ve yazarlık çalışmalarını anlattığı 280 sayfalık “Hayatım” adlı otobiyografik eserinin genişletilmiş ikinci baskısının da okurlarla buluşmasından mutluluk duyduğunu dile getirerek, “Çocukluk ve gençlik yıllarımdan Manisa’daki yaşamıma, uzun soluklu araştırma gezilerimden yazarlık çalışmalarıma kadar hayatımın farklı dönemlerini kariyerimin 31. kitabı olan bu eserde bir araya getirdim. Dağcılık yıllarımı, Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi ile yaşadığım anıları, 6 bin kitaplık kütüphanemin kuruluş öyküsünü ve okuma tutkumu da anlattım. Ömrümü verdiğim tarih araştırmalarının yanında çıktığım yolları, tanıdığım insanları ve yaşadığım döneme ilişkin tanıklıklarımı da gelecek kuşaklara bırakmak istedim. Yoğun talep üzerine ikinci baskısını yapan otobiyografim geçmişte kaleme aldığım 'Manisa'da Bir Şadırvan', 'Çanakkale'den Truva'ya', 'Niobe ve Manisa'nın Gizemli Tarihi' ve 'Bir Dünya Şehri Manisa' gibi kitaplarımla başlattığım kültür köprüsünün kişisel bir tamamlayıcısı” diye konuştu.

MANİSA TARZANI İLE DAĞLARA ÇIKTI

Yaşamım boyunca edindiği deneyimleri, yaptığı araştırmaları ve Manisa’nın kültürel değerlerine ilişkin çalışmalarını ‘Hayatım’ adlı kitabımda okuyucularına aktarmak istediğini ifade eden Aksakal, Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi ile birlikte gerçekleştirdikleri dağ tırmanışlarını ve o döneme ilişkin çalışmalarını şu sözlerle aktardı:

“Kitabımda yer verdiğim dağcılık serüvenim, 1953 yılında Manisa Dağcılık Spor Kulübü’ne katılmamla başladı. Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi ile birlikte Ağrı Dağı, Bolkar Dağları, Demirkazık, Erciyes ve Bozdağ gibi Türkiye’nin farklı bölgelerindeki dağlarda gerçekleştirilen tırmanışlara katıldık. Gençlik yıllarımda başlayan doğa ve dağcılık tutkum, daha sonraki yıllarda yaptığım araştırmaların da önemli bir parçası oldu. Manisa Tarzanı ile geçirdiğimiz yıllara ait anılarımızı, belge ve fotoğraflarımızı kardeşim Bedriye Aksakal ile birlikte koruyarak özel bir arşiv oluşturduk. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Haziran 2026’da düzenlenen Tarzan ve Çevre Günleri kapsamında açılan ‘Manisa Tarzanı’ sergisinde, bizim özel koleksiyonumuzdaki fotoğraflar da yer aldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen söyleşide Ahmet Bedevi ile ilgili anılarımı katılımcılarla paylaştım. Manisa Tarzanı ile dostluğuma, birlikte gerçekleştirdiğimiz dağ gezilerine ve o yıllarda yaşadığım anılara, ikinci baskısı yayımlanan ‘Hayatım’ adlı kitabımda da yer verdim.”

100 YAŞINDAKİ ANNESİYLE AFRODİSİAS’TA YAŞADIĞI İLGİNÇ OLAY

Batı Anadolu’nun tarihi kentlerine yönelik araştırma gezilerinden anılarını da paylaşan Aksakal, annesi Zehra Aksakal ile Aydın’ın Karacasu ilçesindeki Afrodisias Antik Kenti’ne gerçekleştirdiği ziyareti anlattı. Antik kente daha önce dört kez gittiğini belirten Aksakal, beşinci ziyaretini annesinin 100 yaşına girdiği gün yaptığını söyledi. Annesinin antik kenti gezebilmesi için müze müdüründen tekerlekli sandalye istemeleri üzerine o gün yaşananlar Aksakal’ın anlatımına şöyle yansıdı:

“Afrodisias’a dört kez gittim. Beşincisinde rahmetli annem Zehra Aksakal’ın 100 yaşına girdiği gün antik kente gitmiştik. Müze müdüründen annem için üç tekerlekli bir sandalye istemiştik. Müze müdürü kızarak, ‘100 yaşındaki insanların burada ne işi var?’ dedi. O sırada antik kenti gezen Amerikalı turistler ise annemle ilgilenerek onu Amerika’ya davet ettiler.”

AKSAKAL KARDEŞLERDEN MANİSA’NIN TARİH VE KÜLTÜRÜNE ONLARCA KİTAP

Ali Haydar Aksakal’ın araştırma ve yazarlık çalışmalarında kardeşi, eğitimci ve araştırmacı-yazar Bedriye Aksakal’ın da önemli bir yeri bulunuyor. İki kardeş, uzun yıllardır Manisa’nın tarihi, kültürel mirası, doğal güzellikleri, gelenekleri ve kentin geçmişinde yer edinmiş kişiler üzerine araştırmalar yaparak çok sayıda eser kaleme aldı. Kardeşiyle birlikte yürüttükleri araştırmaların ve yayın faaliyetlerinin kapsamına değinen Aksakal, “Kız kardeşim Bedriye Aksakal ile birlikte ömrümüzü bu topraklara adadık. Yeni kitabımla birlikte benim 33, kardeşim Bedriye Aksakal’ın ise 23 kitabı yayımlandı. Bir kitabı da birlikte kaleme aldık. Böylece iki kardeş olarak toplam 57 eseri okurlarla buluşturduk. Manisa’nın kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak için yıllardır araştırıyor, yazıyoruz. 10 bin senelik Manisa tarihinde böyle bir aile yok. Manisa Büyükşehir Belediyesi de bugüne kadar bize ait 10 kitabı yayımladı. Bunlardan üçünü kardeşim Bedriye kaleme aldı” diyerek iki kardeşin Manisa’nın kültürel mirasına yönelik çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.

BEDRİYE AKSAKAL’IN SON KİTABI 2026 YILINDA YAYIMLANDI

Kardeşi Bedriye Aksakal’ın öğretmenlik mesleğinin yanı sıra Manisa’nın yerel tarihi, kültürü ve toplumsal yaşamı üzerine araştırmalarını sürdürdüğünü belirten Ali Haydar Aksakal, yürüttükleri arşiv çalışmalarına ilişkin şu ayrıntıları paylaştı:

“Kardeşim Bedriye, Manisa’nın geçmişine tanıklık etmiş kişilerle yaptığı görüşmeleri ve yerel tarih araştırmalarını kitaplarında bir araya getirdi. ‘Yitirilmiş Yıllar’ adlı eseri, 2026 yılında Manisa Büyükşehir Belediyesi Kent Kitapları arasında yayımlandı. ‘Anılarda Manisa’, ‘Manisalı Kadınlar’, ‘Spil’den Esintiler’ ve ‘Melek Öğretmen’ de eserleri arasında yer alıyor. Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi’nin yaşamına ilişkin araştırmalar da yaptı. Birlikte Manisa’nın tarihine ait belge, fotoğraf ve anıları korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

BASIMA HAZIR 8 KİTABI DAHA BULUNUYOR

87 yaşında üç kitabını birden okurlarıyla buluşturmanın heyecanını ve gururunu yaşayan Ali Haydar Aksakal, yazma ve araştırma tutkusuyla yeni eserler üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor. Basıma hazır sekiz kitabının daha bulunduğunu sözlerine ekleyen Aksakal, “Yeni kitabımla birlikte 33 eserim yayımlanırken, basıma hazır sekiz kitabım daha var. Manisa ve Batı Anadolu’nun tarihi kentleri, antik uygarlıkları ve kültürel mirası üzerine araştırmalarıma devam ediyorum. Kardeşim Bedriye ile Manisa’nın tarihi ve kültürel değerleri üzerine çalışmaya devam ediyoruz” diyerek araştırmalarından ve önümüzdeki döneme ilişkin planlarından söz etti.

6 BİN KİTAPLIK KÜTÜPHANESİNİ GELECEK KUŞAKLARA BIRAKMAK İSTİYOR

Kitaplarla olan bağının yazarlıkla sınırlı kalmadığını belirten Aksakal, okuma tutkusunu ve 6 bin kitaplık kişisel kütüphanesinin kuruluş öyküsüne ilişkin bilgi vererek şunları söyledi:

 “Lise yıllarımda öğretmenim Nazik Erik'in yönlendirmesiyle kazandığım okuma alışkanlığı, zamanla hayatımın merkezine yerleşti. Dünyanın birçok bölgesine geziler düzenledim, esnaflığı bıraktıktan sonra tamamen araştırmaya ve yazmaya yöneldim. Hatta daha önce kiraya verdiğim evimi, içinde gözüm gibi baktığım 6 bin kitabın yer aldığı bir kütüphaneye çevirdim. En büyük arzum, yıllar içinde oluşturduğum kütüphanemin benden sonra da varlığını sürdürmesi, bir vakıf ya da resmî kütüphane bünyesinde korunarak gelecek kuşaklara aktarılması. Zira kütüphanelerin toplumların kültürel gelişiminde büyük payı var. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in 21 Haziran 1941 tarihinde söylediği şu sözleri hatırlatmak isterim: ‘Hangi milletin kütüphanesi tarihi yönden zenginse o millet, medeniyet aleminde daha yüksek bir idrak seviyesinde demektir.”

OKUMA TUTKUSUNUN KÖKLERİ DEDESİNE UZANIYOR

Araştırmaya, okumaya ve yazmaya adadığı yaşamının aileden gelen bir kültürün devamı olduğunu belirten Ali Haydar Aksakal, baba tarafından dedesi Mehmet Aksakal’ın da yaşadığı dönemin aydın ve eğitimli isimlerinden biri olduğunu anlattı. İstiklal Harbi gazisi olan, yedi yıl askerlik yapan Mehmet Aksakal’ın Bağdat ve Mısır’daki medreselerde eğitim gördüğünü belirten Aksakal, “Dedem yıllar sonra Akseki’nin Sarıhacılar köyüne dönmüş. Üniversitede hocalık yapmak yerine kendi köyünde imamlık yapmayı tercih etmiş. Annem anlatırdı; Ahmet Hamdi, Kur’an tefsiri üzerine konuşmak için her ay dedeme gelirmiş. Dedem aydın bir insandı, sürekli okurdu. Bir kitap da yazmış ancak o günün şartlarında basılamamış. Şimdi o kitabı yayımlamak bize düşüyor. Bize hep ‘Her gün yeni bir şeyler yapın’ derdi” diye konuştu.

ANNEM 101 YAŞINA KADAR KİTAP OKUMAYI SÜRDÜRDÜ

Okuma sevgisinin annesi Zehra Aksakal’dan da kendisine miras kaldığını söyleyen Aksakal, annesinin 101 yaşına kadar süren kitap tutkusunu şu sözlerle anlattı:

“Annem okumayı çok severdi. Görme yetisini kaybedene kadar kitaplar hayatının ayrılmaz bir parçası oldu. Hatta evimizin alt katındaki kütüphaneye ulaşmak için her gün 20 basamaklık merdiveni inip çıkardı. 1914 doğumlu annem, Kurtuluş Savaşı’nın hazırlık yıllarına, Atatürk’ün Manisa’ya gelişine ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına tanıklık etmişti. Okuma alışkanlığını da çok küçük yaşlarda kazanmıştı. Annem o yılları ‘Babam okumaya çok önem verirdi. Bizi küçük yaşta okuttuğu gibi mahalledeki bütün çocukları da toplar, onlara okuma sevgisini aşılardı. Harf Devrimi’nden sonra, 1930-1931 yıllarında ilkokula giderek diplomamı aldım’ diye anlatırdı.”

AKSAKAL’DAN GENÇLERE ÖĞÜT: OKUYUN, ARAŞTIRIN, MERAK ETMEKTEN VE ÖĞRENMEKTEN VAZGEÇMEYİN

Çocukluğundan beri kitapların içinde büyüdüğünü, ömrünü okuyarak, araştırarak ve yazarak geçirdiğini belirten Aksakal, “Ailemden bana kalan okuma sevgisini hayatım boyunca taşıdım. Bilginin paylaşıldıkça değer kazandığına inandım ve öğrendiklerimi kitaplarımla gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştım. Dedemin ‘Her gün yeni bir şeyler yapın’ sözü bana hep yol gösterdi. Ben de gençlere; okuyun, araştırın, merak etmekten ve öğrenmekten vazgeçmeyin diyorum. Çünkü insanın yaşı kaç olursa olsun öğreneceği ve üreteceği yeni şeyler mutlaka vardır. 87 yaşında hâlâ yeni kitaplar hazırlıyor, araştırıyor ve yazıyorum. Kalemim tuttuğu sürece de üretmeye devam edeceğim. Bir ülkenin kültürel zenginliği, onu bilen, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran insanlarla yaşar” diyerek sözlerini noktaladı.

Fulya OMAÇ / MANİSA

YORUMLAR
  Türkiye televizyonlarının en karizmatik ve yakışıklı 50 oyuncusu...
Türkiye televizyonlarının en karizmatik ve yakışıklı 50 oyuncusu...